Tekne

 Tekne gezisi beklediğimden daha fazla alkolle geçti. Clement sadece yanımda duruyor ve kendisi bir şey içmiyordu. Ben ise sanırım ikimci şişemi çoktan yarılamıştım. Teknenin güvertesine oturmuş ve ayaklarımı suya sallandırmıştım. Her şeyin güzel olmasını isterdim, beklerdim. Ama ne yazık ki bir değişiklik olmuyordu. Kalbimde, en ücra köşelerde ölüyor mu yoksa savaşmaya devam mı ediyor bilmediğim bir parçam Emilé'e deli gibi tutunmuştu. Beni bırakması, önemsememesi, gözetmemesi, görmemesi sanki hem umrundaydı hem de asla fark dahi etmiyordu. Belki de sadece o ölümcül hastalık olan umuda yakalanmıştı. O yakalananın çıkışı olmadığı şeye. Derler ki umudun şifası yoktur. Ne yarasını daha derin bir yara kapatabilir, ne de kökünü bir gerçek kurutabilir. Gönül bahçenizde bittiyse bir defa daha da kurtuluşunuz yoktur o yabani ottan. Yabani otların en çetini, en tehlikelisidir. Sadece yaşamayı öğrenmek sizi sağ çıkaracaktır. Yenilebilir olanlarla da karışmamalıdır. Ki kolay karışır. Galiba gönül bahçemi bu ot işgal etmişti. Nasıl kurtulurum bilmiyorum ama artık canımı yaktığını biliyorum.Clement yanıma oturduğunda ağzımı dahi açmadım. Sadece omzuna yaslandım. Derin soluklar aldım sanki Emile'in varlığını unutturabilirdi. Koyulaşmış suyu izliyordum. Seine nehrinin pisliği tüm dünyaya yayılmıştı. Tıpkı o sikik sokaklarda olan şehvetli anların yayılması gibi. Dudaklarımı ıslatıp araladım. "Derler ki Seine nehrini besleyen Fransa sokaklarından akan şehvetmiş." Clement kıkırdadı. "Öyle miymiş? Desene neden Emile'i bu kadar seviyorsun?" Omuz silktim. Emile'in adını duymak kalbimdeki ezilmişlik duygusunu görmezden geldim. Adını unutmak istedim. Adını silmek istedim. Adını söküp atmak istedim hayatımdan. Ondan intikam almak istedim. Her zaman yaptığım gibi. Bünyemden atmak istedim. Her zaman yaptığım gibi onun izlerini bedenimden kazımak adına başka izleri bedenime kazımak istedim. Başkalarının bedenime kendi isimlerini yazmalarına izin vermek istedim. Ondan daha derin yaralar açmayı denemek istedim. Yine başarılı olamayacaktım. Bunu biliyordum. Kalbimde büyüyen bu aşkı ve ateşini söndürmek için okyanusların yetersiz kalacağına emindim. Bu cehennem ateşiydi. Asla sönmeyecekti. Sadece cehenneme ait olan bir ifritte bulunabilirdi. Musallatın ta kendisiydi. İstesem de kazıyamazdım. Kimse kazıyamazdı. Kimse beni ondan koparamazdı. Belki daha derinini bulsam, derinliğinde daha da batıp boğulacağım birisini, işte o zaman belki biraz olsun unuturdum. Ama bazen de emin olurdum, musallat olduğum yahut aşık olduğum Emile'in kendisi değildi.  Muhtemelen onda gördüğüm bir şeylerdi. Çoktandır bana ait olan ve benim çoktandır reddettiğim. Ve belki seneler sonra onu tekrar hatırlayıp unutamadığımı fark ettiğimde ve yüreğime oturan sızı ile onunla karşı karşıya geldiğimde artık onun aşık olduğum kişi olmadığını, çok uzakta olduğunu anlayacağım. Onun gençliğine, gençlikte bana ifade ettiği şeylere aşık olduğumu. Bedenime asla sarılmayan kollarına, veya belki de sürekli dudaklarımda olan dudaklarına... Ama en acısı belki de aşık olduğum adamın kendi yansımam olduğu ile yüzleşeveğim. Çoktandır aşkı kaybettiğimle. Belki de layık olmadığımla.Clement'in açtığı vodkayı kaptım. Şarap kesmemişti. Şarap beni bozmak yerine görüşümü daha da açmış hatta daha da sanatsallaştırarak romantize ettirmişti olayı. Sonuçta Paris'teydik değil mi? Romantize etmezsek yok olur giderdik. Sonuçta sanatçıydım değil mi? Romantize etmezsem ezilip giderdim. Vodkanın beynime vurmasını umarak kafama diktim.Clement'in yanına, teknenin üzerine yığıldım. Gülümsüyordum ama dudaklarımın kenarlarından aşktan sızılar damlıyordu. Clement ise bunu görüyor, ağzını açmıyor, kendi acısına içiyordu. Muhtemelen unuttuğunu iddia ettiği ama asla unutamadığı yarasına, daha derinini açmaya çalıştığı ama çok yüzeysel kaldığı yarasına ve bir kapak da benim yarama içiyordu. İkimiz de Seine nehrine batmıştık. Fransa'nın dört bir yanından akıp gelen şehvetin pis suları altında boğulmaya başlamıştık. Gelin görün ki şarap ve vodka ikimizi de pelteye çevirmişti. Öylece teknenin üzerinde uzanabiliyorduk yalnızca. Kımıldayamıyorduk. Yazık.


devam et

Yorumlar

Popüler Yayınlar